Birinin Korkusunu Kokusundan Anlamak: Mujica-Parodi et al. Araştırması

İnsanlar arasındaki duygusal iletişimin genellikle yüz ifadeleri, ses tonu veya vücut dili gibi görsel ve işitsel ipuçlarıyla kurulduğu biliniyor. Ancak evrimsel süreçte, hayvanlarda olduğu gibi insanların da birbirlerinin yaşadığı duygusal stresi koku duyusuna dayalı kimyasal sinyallerle (kemosinyallerle) alıp alamadığı bilinmiyordu.

Bu yazıda, Mujica-Parodi ve diğerleri (2009) tarafından gerçekleştirilen bir araştırmayı anlatacağım. Araştırma, insan terinin duygusal stres altında içerdiği kimyasal mesajların başkaları tarafından nasıl algılandığını, beyinde hangi merkezleri uyardığını ve davranışlarımızı nasıl etkilediğini bilimsel olarak incelemiş. Böylelikle, neden bazı ortamlarda görünürde hiçbir neden yokken aniden gergin hissettiğimizi, “içgüdü” veya “altıncı his” deyip geçtiğimiz sezgilerin arkasındaki kimyasal mekanizmayı ve sosyal ilişkilerimizde stresin ne kadar görünmez ama bulaşıcı bir iletişim kanalıyla yayıldığını anlıyoruz.

Araştırmanın Metodolojisi ve Tasarımı

Çalışmanın en önemli noktalarından biri fiziksel efor ile saf duygusal stresi birbirinden ayırabilmek. Bu amaçla daha önce hiç paraşütle atlamamış 144 katılımcıdan, ilk defa gerçekleştirdikleri tandem paraşüt atlayışı (skydiving) sırasında duygusal stres koşulunda ter örnekleri toplanmış. Ter örnekleri atlayış sırasında üzerlerindeki tişörtlerdne alınmış. Tandem atlayışında uçuşu ve inişi profesyonel eğitmen yönettiği için katılımcılar fiziksel bir çaba harcamamış, sadece yoğun bir korku ve duygusal stres yaşamış. Kontrol grubu olarak ise aynı kişilerin koşu bandında spor yaptığı durumlarda ter örnekleri alınmış. Toplanan bu ter örnekleri bakteriyel üreme olmayacak şekilde özel steril yöntemlerle saklanmış. 

Duygusal Stres Kokusunun Nörobiyolojik İzdüşümü: Amigdala Aktivasyonu

Araştırmada katılımcılara kör bir yöntemle (hangi şişenin ne olduğunu bilmeden) hem stres teri (paraşüt atlayanlar) hem de egzersiz teri (koşu bandı kullananlar) koklatılmış ve bu sırada beyinleri fMRI ile taranmış. Sonuçlar, katılımcıların bilinçli olarak belirgin bir koku farkı hissetmeseler bile, duygusal stres terine maruz kaldıklarında beynin duygusal işleme merkezi olan amigdalanın sol tarafında anlamlı bir aktivasyon meydana geldiğini gösteriyor. Bireyler sebebini tam olarak bilemese de korku terini kokladıklarında kendi amigdalalarındaki korku mekanizması doğrudan tetiklenmiş. Buna karşılık koşu bandında spor yaparken toplanan teri koklayan katılımcıların beyninde herhangi bir aktivasyon değişimi gözlemlenmemiştir. 

Kadın ve erkek katılımcıların birbirine karşı verdiği tepkiler incelendiğinde cinsiyetler arası bir fark görülmemiş, bu da etkinin cinsel çekim veya üreme durumundan ziyade genel bir alarm ve tehdit sinyaline dayandığını kanıtlamıştır. Yani teri koklayan grup stresli teri algıladığında stres oranı artıyor.

Koku Algısı ve Bilinçli Ayırt Edilebilirlik

Katılımcılara uygulanan koku testi değerlendirmelerinde, hem stres terinin hem de egzersiz terinin kokusunun oldukça hafif ve nötr olduğu, insanların bu iki kokuyu birbirinden bilinçli olarak ayırt edemediği tespit edilmiş. Bu bulgu, amigdalada görülen hareketliliğin sıradan bi kötü koku reaksiyonundan kaynaklanmadığını, doğrudan koku yoluyla alınan duygusal bilginin beyin tarafından işlendiğini gösteriyor.

Tehdit Algısı ve Davranışsal Yansımalar

Stres terinin insan davranışını nasıl etkilediğini görmek için katılımcılara nötr ile öfkeli yüz ifadeleri arasında kademeli olarak değiştirilmiş belirsiz yüz fotoğrafları gösterilmiş. Stres teri solunduğu esnada katılımcıların, nötr ve öfkeli yüzleri birbirinden ayırt etme hassasiyetinin belirgin bir şekilde arttığı gözlemlenmiş. Yani stres kemosinyalleri, insanların her şeye yanlışlıkla öfke veya tehdit atfetmesine neden olmamakla birlikte, belirsiz durumlarda olası tehlikeleri çok daha keskin bir şekilde fark etmelerini sağlayarak dikkati ve uyanıklığı artırmaktadır. Yani bu kimyasal sinyal kuruntu üretmiyor sadece belirsiz bir durumda ortada tehlike olup olmadığını çok daha doğru ve hızlı anlamamıza yardımcı oluyor. Bu da içgüdülerimize güvenmemizi gösteriyor diyebiliriz. Tabii, kaygı bozukluğu ve içgüdüyü ayırabiliyor olmak önemli.

Referanslar

Mujica-Parodi, L. R., Strey, H. H., Frederick, B., Savoy, R., Cox, D., Botanov, Y., Tolkunov, D., Rubin, D., & Weber, J. (2009). Chemosensory Cues to Conspecific Emotional Stress Activate Amygdala in Humans. PLOS ONE, 4(7), e6415.

İleri
İleri

15 Dakikalık Tartışmayla Boşanmayı %93,6 Doğrulukla Öngörmek: Gottman & Levenson Araştırması